Angela: Spawn Evreninden Marvel’a Uzanan Kaotik Yolculuk
Çizgi roman dünyasında bazı karakterler vardır, gerçek dünyada da tarihe geçerler. Bunlardan biri kesinlikle Angela karakteridir. Kendisi sadece Spawn evreninde önemli bir yere sahip değildi, gerçek hayatta pek tanık olmadığımız bir telif savaşına sebep oldu ve tarihe adını yazdırdı. Eğer Angela karakterini ve ismini Marvel’daki Asgard bağlantılı bir kahraman olarak tanıyorsanız, karakterin kökeni aslında oldukça farklı. İşin aslına baktığımızda karakter daha karanlık, gotik ve “90’lar” dönemindeki Image Comics’e dayanıyor.
Angela’nın Doğuşu: Spawn Evrenine Gelen Melek
1993 yılında yayınlanan Spawn #9 sayısı bizlere yeni bir karakter tanıtıyordu. Ünlü yazar Neil Gaiman çizgi roman dünyasına yeni bir karakter armağan etmişti. 90’larda Spawn çizgi romanları dünya genelinde büyük bir yükselişe ve popülerliğe sahipti. Alışılmışın dışında anti-kahraman atmosferi, aşırı karanlık görseller ve yetişkin tonlarıyla seri kısa sürede kült hâline gelmişti. Angela ise Spawn evreninin yalnızca cehennem yaratıklarından ibaret olmadığını gösteriyor, hikâyeyi cennet ve cehennem savaşına taşıyordu. Angela daha önceleri tasvir edilen klasik meleklerden değildi. O; beyaz giyinen, huzur ve iyilik dağıtan bir melek yerine okuyucunun karşısına Hellspawn avlayan, acımasız, savaşçı, fanatik bir figür olarak çıkıyordu. Dünyadaki görevi ise oldukça basitti; Hellspawn’ları avlamak.
90’ların En İkonik Kadın Karakterlerinden Biri
Angela’yı bu kadar popüler yapan sebep hikâyesiydi dersek eksik konuşmuş oluruz. Karakterin tasarımı dönemin ruhunu o kadar başarılı anlatıyordu ki okuyucular tarafından hemen karşılık buldu. 90’ların çizgi roman dünyasına baktığınızda göreceğiniz şeyler; büyük silahlar, agresif kostümler, gotik detaylar ve aşırı stilize çizimlerdi. Angela da tam bu dönemin yansımasıydı.
Altın zırhı, uzun kırmızı saçları, zincirli silahları ve savaşçı estetiği sayesinde kısa sürede Spawn evreninin en dikkat çekici karakterlerinden biri oldu. Popülerliği ona; özel sayılar, mini seriler ve crossover hikâyeler kazandırdı. Etkisi kendisiyle sınırlı da kalmadı. Spawn evreninde kendisinden sonra gelen kadın karakterlerin kapısını açtı; Tiffany, Nyx ve She-Spawn akla ilk gelen figürler.
Neil Gaiman ve Todd McFarlane Arasındaki Büyük Dava
Angela’yı popüler yapan ve önemine önem katan başka bir olay daha vardı. O da kurgusal Spawn evreni yerine gerçek dünyamızda yaşandı. Spawn evreni seneler içinde büyürken peşinden büyük karakter hakları sorunları çıktı. Neil Gaiman, Angela ve bazı diğer karakterlerin ortak yaratıcısı olduğunu savunuyordu. Todd McFarlane ise Spawn evrenindeki karakterlerin yayınevi Image çatısı altında olduğunu savunuyordu. İki taraf arasında süren bu anlaşmazlık yıllarca süren bir davayla son buldu.
Davanın ana merkezinde; Angela, Medieval Spawn ve Cogliostro gibi karakterler yer alıyordu. Mahkeme en sonunda Neil Gaiman lehine karar verdi. Angela karakterinin hakları Neil Gaiman’a geçti. Bu olay çizgi roman dünyası tarihindeki en önemli telif savaşlarından biriydi. Çünkü bu dava sadece bir çizgi roman karakterini temsil etmiyordu, bağımsız çizgi roman üreticilerinin karakter haklarının nasıl korunacağını ele alıyordu. İleride yapılacak anlaşmalarda ve telif davalarında emsal karar olarak gösterilebilecekti. Bu dava, birçok kişi için uzun süre tartışılan “yaratıcı mı karakterin sahibidir, yoksa yayınevi mi?” sorusunun cevabıydı.
Angela’nın Marvel’a Geçişi
Yıllar sonra Angela tekrar çizgi roman dünyasında ses getirmeye karar vermişti. Neil Gaiman karakteri Marvel’a sattı. Bu olay çizgi roman dünyasını sarstı ve ikiye böldü. Çünkü Angela Spawn evreninden tamamen ayrılıyordu. Bir dönem Spawn hayranlarının sevdiği, Hellspawn avlayan bu karakter artık Marvel evreninin bir parçası oluyordu. Marvel fazla vakit kaybetmeden Age of Ultron’un 10. sayısında yeni Angela’yı okuyucuyla buluşturdu. Marvel’a geçişinin ardından daha büyük bir değişim ortaya çıktı. Karakter tamamen yeniden yazılmıştı. Marvel Angela’yı; Asgard kökenli, Odin’in kayıp çocuğu, Thor ve Loki ile bağlantıları olan bir karakter olarak okuyucuya sunuyordu. Yani alıştığımız ve bildiğimiz Spawn evreninin Heaven kökenli savaşçısının orijini değişiyordu. Yeni orijini İskandinav mitolojisine bağlanıyordu. Bu değişim haliyle 90’larda Angela’yı okumuş Spawn hayranlarını rahatsız etti. Marvel kısa sürede karakteri; Guardians of the Galaxy, Thor serileri ve Asgard event’lerinde kullanmaya başladı.
Angela Neden Hâlâ Önemli?
Yıllar geçse ve bu kadar büyük spekülasyonlara sebep olsa da Angela hâlâ önemli bir karakter olarak çizgi roman dünyasında yerini koruyor. O;
- 90’larda Image Comics ruhunu yansıtan sembollerden biri
- Bağımsız çizgi roman tarihinin önemli ve yol açan figürlerinden biri
- Büyük telif savaşlarının merkezindeki karakterlerden biri
- İki farklı dev evrende kendine yer bulmuş nadir karakterlerden biri
Çizgi roman tarihine baktığınız zaman gerçekten çok az karakterin bir yayınevinden çıkıp popüler olduktan sonra başka bir yayınevine geçtiğinde baştan yaratıldığını görürsünüz. Bu durum Angela’yı eşsiz bir örnek ve değer hâline getiriyor.
Günümüzde kendisi Spawn evrenine ait olmasa da geçmişi tamamen silemezsiniz. Kendisi gitmiş olsa bile etkisi hâlâ Spawn evreninde var. Heaven ve Hell arasındaki savaşın büyük bir kozmik boyuta taşınmasında Angela’nın rolü çok büyüktü. Bugün She-Spawn, Nyx veya diğer kadın Spawn evreni karakterlerinden bahsedebiliyorsak, Angela’nın açtığı yolun etkisini anmamak olmaz.
Yazar Yorumu
Angela karakteriyle ilk karşılaştığımda 11 yaşındaydım. Hâlâ yapılıyor mu bilmiyorum ama biz çocukken kadınların oturma günleri olurdu. Biz çocuklar da hâliyle bu günlerde annelerimize eşlik eder, arkadaşlarla oyunlar oynardık. Bir arkadaşımızın babasının çizgi roman koleksiyonu vardı. Ve İngilizce Spawn ciltleri her gittiğimizde ilgimi çekerdi. Hiçbir şey anlamasanız bile çizgi romanın sayfalarını çevirdiğinizde diğer çizgi romanlardan farklı çizim ve atmosfere sahip olduğunu anlardınız. İlk o zaman Angela’yı görmüştüm ve first comic crush’larımdandı. İlki ise Rogue <3.
Angela yıllar sonra Marvel evrenine geçtiğinde orijininin yok sayılması sinirimi bozmuştu. Fakat yer aldığı her sayıda onu tekrar görmek beni çok mutlu etmişti. Tekrardan arkadaşımın evinde babasının çizgi roman ciltlerini karıştırıyormuş gibi hissediyordum. Umarım bu önemli karakter ilerleyen zamanlarda gerek kendi serisinde gerekse başka serilerde bol bol yer alır.


